AHBAP-ÇAVUŞ KAPİTALİZMİ
Crony Capitalism yani Ahbap-Çavuş Kapitalizmi
veya Eş-Dost Kapitalizmi,kavram olarak kapitalizmin yanında ek bazı unsurlar
taşır.
İktisadi tanım olarak;Devletin
başındakilerin,sadece kendisine,yakınlarına ait olanı düşünmelerine ve kollamalarına
dayanan işletme yaklaşımıdır.*1Kimi zaman yolsuzluk şeklinde ortaya
çıksa da kimi zaman da burjuvanın elinde oynattığı yöneticiler şeklinde
belirir.
Hukuki tanımı ise;Liberal serbest piyasa
ekonomisine sahip sanılan,eşitlikçi bir hukuk devleti gibi görünen fakat
aslında herkese eşit olarak uygulanması gereken kuralların uygulanmayıp bazı
burjuva kesimlerine özel kuralların uygulanmasıdır.
Ahbap-Çavuş Kapitalizmi,kapitalizmin
içerdiği tüketim ilişkisi ve iktisadi insan tasavvurunun üzerine bina edilen
saf olmayan bir anlayıştır.Peki bu anlayış nasıl gelişti?Dayanakları ve
sebepleri neler?Ekonomiye ve kamu hukukuna etkileri neler olarak görülüyor?
1997 Doğu Asya Ekonomik Krizi Ahbap-Çavuş Kapitalizmi'nin doruk
noktasıdır.80'ler Türkiye'si ve Dünya'sı rüşvet,rant dünyasıydı.Verilmemesi
gereken izinlerin verildiği ve ülkelerde herkese açık ve eşit yürütülmesi
gereken faaliyetlerin ahbap-çavuş ilişkisine döndüğü sonradan bu krizle
anlaşılmış olup çarpık finansal yapılanmaya sebebiyet vermiştir.
Ekonomik büyümenin rakamsal olarak fazla
olması siyasilerin koltuklarının sağlamlaşması anlamına geldiğinden dönemin
bazı siyasetçilerinin ekonomik büyüme yolunda her şeyi yapmalarının bir
meyvesidir.
Ahbap-Çavuş Kapitalizmi,süregelen fiili
uygulamada doğal yürümesi gereken süreçlerin yerine siyasilere ve burjuvaziye
kazanç sağlanması ve bu şekilde ülkenin oligarşik olarak çarpık bir şekilde
büyümesinden söz etmek mümkündür.Bu büyüme ihaleler sona erene kadardır ve bir
yerde patlak verir.Bu fiili uygulamanın ardı arkası kesilmiyorsa bunun adı
yolsuzluk olur.Büyük burjuvalar,devlet kadar güçlü olabilmekte hatta devletin
dış borçlarını bile ödeyebilmektedirler.Halkı,borsayı,ekonomiyi istedikleri
gibi yönlendirip bundan da kazanç sağladıkları ortadadır.Tüm bunların sebebi
olarak da Ahbap-Çavuş Kapitalizmi
gösterilebilir.
Denildiği üzere Ahbap-Çavuş Kapitalizmi Karl Marx'ın ortaya
attığı kapitalizmden hem fazla ve hem
eksik unsurları barındırmaktadır.Karl Marx'ın ortaya attığı saf haliyle
kapitalizmin tüketim ilişkisi ve iktisadi insan tasavvuru bu anlayışa kök
vermiştir.İktisadi insan(Homo Economicus),her anında mülk edinmeyi,özel
mülkiyetini arttırmayı hedefleyen ve kendi çıkarlarının peşinde koşan bir
varlık olup bu iktisadi insan her zaman mevcut siyasi otoritelerin yanında yer
alıp tarihin taşıyıcı öznesi konumunda olmuştur.İşte ahbap-çavuş ilişkisi
burada ortaya çıkmaktadır.Şöyle ki;Burjuvazinin devam ettirmek istediği tüketim
ilişkisinin tarafı olması bir yana siyasi iktidarın daima burjuvaziyle yakın
ilişkili olmasının sebebi savaşların para ile kazanılmasıdır.
Siyasi iktidarın burjuvalarda gördüğü
şey;ticareti elinde bulunduran,serbest piyasa ekonomisinin devamlılığını
sağlayan ve devletin en temel geliri olan vergileri veren bir
tabakadır.Burjuvazinin siyasi iktidarda gördüğü şey ise;kısıtlanması
gereken,gereken özgürlüğü kendisine sağladıktan sonra pek de mühim olmayan
yapıdır.İlerleyen zamanlarda bu yapının temel taşlarını ellerinde tutmaya
çalışmışlardır.
Feodal toplumun burjuvaziye lonca
teşkilatları ile yaşattığı sıkıntılar,feodal beylerin birer birer merkezi
otoriteye dahil olması veya karşı çıkarak yok olmasıyla birlikte ortadan
kalkmıştır.15.yy merkezi otoritelerin Avrupa genelinde yükselmesiyle burjuvanın
serbestliği karşılığı büyük ve uzun sürecek savaşlar finanse
edilmiştir.Burjuvayı kendine çalışacak bir kurum olarak gören krallar,burjuvaya
ne tam güveniyor ne de sırtlarını dönüyorlardı.Fakat burjuva sınıfı bu dönemde
danışma meclisleri kurarak bağımsız olduklarını ispat etmişti.Bununla da
kalmamış daha da ileri giderek önceden kısıtladığı devletin tüm imkanlarını
kendine seferber etmek için uğraşmıştır.Kendisine karışmayan devletin
imkanlarını kullanmanın,hem hammadde-kâr ilişkisine hem de pazar arayışına
katkısını göz ardı etmemiştir.
Ahbap-Çavuş ilişkisinin hukuki yönden pek
çok sakıncası vardır.Bir kere insan haklarına saygılı,demokratik,laik ve sosyal
bir hukuk devletiyle ve bu devletin temel ilkeleriyle bağdaşmaz.İktisadi bir
ilke olan,fırsat eşitliği ve piyasa ekonomisi dengesi sağlanması ilkesiyle
çelişmesinden ziyade hukukun temel ilkeleriyle de bir çelişme içerisinde olan
bir kavramdır.Eşitlik ilkesiyle doğrudan,sosyal devlet ilkesiyle dolaylı yoldan
çelişir.
Ülkenin idare hukukuna tabi kesimini dolaylı
yoldan burjuvanın hizmetine veren bir anlayışa sebebiyet verir.İhaleler
satılır.Yasal olarak yapılması gereken işlemler ya yapılmaz,ya eksik
yapılır.İdarenin takdir yetkisinin olduğu noktalarda bu yetki
satılır.Kurumların kârı-zararı,verdiği hizmetlerin kalitesi,kullanıcıların
memnuniyeti hiçe sayılır.Bu yapılanlar siyasi iktidarın ve hakim ideolojinin
yönlendirmesiyle yapılabilir.An itibariyle dünyada hakim ideoloji
Neo-Liberalizm'dir.Ve bu anlayış her şeyden önce kamunun büyümesini istemez ve
ekonomiyi özel sektörlerle yükseltmeyi hedefler.Özel sektör büyük şirketleri de
büyük burjuvaziyi oluşturur ve siyasi iktidarın hiçbir şekilde ekonomiye
müdahale etmemesiyle neredeyse devletle yarışabilecek konuma gelir.Halbuki
devlet kamudur ve kamu kişi çoğunluğunu oluştursa da maalesef pazar payı
çoğunluğunu oluşturamaz.Kapitalizmin kast sistemi de bunun üzerine
kurulmuştur.Sonuç olarak kurumların bozulması ve ayrışması hukuk devletinin
çöküşüne zemin hazırlar.
Sosyal yönden;Toplumun Ahbap-Çavuş
ilişkisini,süregelen fiili uygulamayı,olması gereken olarak görmesi çok
acıdır.Halkın zihniyetini gerçekten de yıllardır süregelen fiili uygulama
değiştirmiştir ve halk zihniyetinin değişmesine izin vermiştir.Bu zihniyet
artık her alanda kendini göstermiştir.Olması gereken unutulmuş,insani
ilkelerden bile şaşılmıştır.Ahbap-Çavuş ilişkisi toplumun gözünde burjuvaziden
de bağımsız bir kurum olarak görülmüştür.Burjuvazi bu devrede yukarıda da
bahsettiğimiz gibi devletle yakın ilişki içerisinde olup büyük lokmalar
yutmaktadır.Fakat burada halkın ihtiyacına yönelik bir prim sistemi(!)
oluşturulmuş olup insanların yaptırmak istedikleri işlerin görülmesi sigorta
altına alınmış durumdadır.Ve ilginçtir ki verdiği primin(!) karşılığını
alamamış olan sigortalı yeri geldiğinde hesap sorabilmektedir.
Bütün bunların hepsi iktisadi sistemin
toplumun en küçük birimlerine dahil olması sonucunda gerçekleşmiş olup sistemin
dezavantajlarındandır.Devlet başkanı karşısında holding patronunun
olmasıyla,devlet dairesindeki veznedar karşısında sıradan vatandaşın olmasının
hiçbir farkı bulunmamaktadır.Ayrıca bu ahbap-çavuş ilişkisi genelde akrabalık
ve tanıdıklık ilişkisine dayandığından işler çok daha sağlam ama usulsüz
yürümektedir.
Ahbap-Çavuş Kapitalizmi'yle beraber iktisadi
sistemin dezavantajlarını ve bunların sosyal ve hukuki yönü yüzeysel olarak
incelenmiştir.
*1A'dan Z'ye Ekonomi Sözlüğü,Bishop
Matthew,Adres Yayınları,2013
Yazan: Abdulkadir ÇERKEZ
Yazan: Abdulkadir ÇERKEZ
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder